Meftah Nasıl Yazılır?
Bir Kelimenin Ardında Kalan Anılar
Hayatımda bazı anlar vardır ki, ne zaman gözlerimi kapatsam, o anları hatırlayıp bir anda o duyguları yeniden yaşarım. O anlardan biri, yıllar önce, Kayseri’nin o sessiz sabahlarında yazmaya başladığım bir kelimenin peşinden giderek başladığım bir yolculuk. O yolculuğun başındaki, o kelimenin ne kadar derin anlamlar taşıdığını o zaman anlamamıştım. “Meftah nasıl yazılır?” diye düşünerek adım attığım bir sabah, bir kelimenin yansıttığı duygulara nasıl sıkıca tutunduğumu şimdi daha iyi anlayabiliyorum. O an, yazmanın yalnızca bir beceri değil, duyguları anlamak ve hissetmekle ilgili olduğunu fark ettiğim andı.
İçimden geçen her şeyin, tam anlamıyla bu soruya yanıt olacağına inanmıştım. Kayseri’nin o eski, taş evlerinin arasındaki dar sokaklarda, taze demlenen çayın kokusu burnuma geliyordu. O sabah, yıllar boyu hatırlayacağım bir sabah olmuştu. Öyle ki, “Meftah nasıl yazılır?” sorusunu, önce bir telaşla sormuştum. Ama sonra, “Ne kadar doğru yazılırsa yazılsın, o kelimeye ruh katmak gerekiyor,” diye düşünmeye başladım. Bu, kelimenin doğru yazılmasından çok daha fazlasını gerektiren bir şeydi. Bir insan, bir kelimeyle kendi içsel yolculuğuna nasıl çıkar?
O Kelime ve Bir Anın İzleri
Bir gün, kütüphanenin köşe raflarında yer alan sararmış kitaplardan birinin arasında, “Meftah” kelimesini gördüm. İlk bakışta çok yabancı bir şey gibi gelmişti, ama içimde garip bir his uyandırdı. Hemen bir kağıt parçası alıp yazmaya başladım. Kalemim kağıda sürtünürken, o kelimenin bana hissettirdiklerini anlamaya çalıştım. “Meftah”… Çok ilginçti. Her harfi bir anlam taşır gibi, kendini anlatmak istercesine oradaydı. Ancak doğru yazmak yetmiyordu. O kelimeyi doğru yazmak, bir sırrı çözmek gibiydi. O sırrı açığa çıkarmak, bir yola çıkmak demekti.
Bir yanda bir kelimenin nasıl yazılacağına dair kafamdaki düşünceler, bir yanda duygularımın içimdeki fırtınası arasında savrulup duruyordum. İçimdeki karmaşa, kelimenin sadece bir yazılışı değil, aynı zamanda her bir harfin taşıdığı anlamla şekilleniyordu. Her “m” harfi bana kendi içsel yolculuğumun izlerini hatırlatıyordu. Hangi yolu izlersem izleyeyim, sonunda hep aynı noktaya geliyordum: “Meftah”…
Kalemimle yazarken, bu kelimenin bana bir şeyler anlatmaya başladığını hissettim. Yavaşça, sabırla, her harf birbirini takip etti. Ama anlamı sadece kelimede değil, o kelimenin bana hissettirdiği duygularda yatıyordu. “Meftah” bir kapıyı, bir yolculuğu temsil ediyordu. Sanki hayatta bir kapıyı aralayıp, bir dünyaya girmek gibiydi. O an, kelimenin sadece bir harf dizisinden ibaret olmadığını, bir kapı gibi açılmaya hazır olduğunu fark ettim.
Hayal Kırıklığı ve Yeniden Başlamak
Günler geçtikçe, “Meftah” kelimesi kafamda büyüdü, büyüdü, ama bir türlü içimi tatmin etmeyi başaramadı. Yazmam gerektiği şekilde yazıp yazmadığımı bile bilmiyordum. Bir şeyler eksikti, her zaman eksikti. O kadar çok kez kağıdı değiştirdim ki, sonunda yorgunluktan gözlerim bulanıklaştı. Her bir harfi silmek, yeniden yazmak, o kadar hüsrana uğrattı ki beni… Ama bir şekilde, her defasında yeniden denedim. O kadar basitti ki, belki de her defasında yeniden başlamak gerekiyordu.
Bir hafta boyunca her gün yazmaya devam ettim, yazdım ve yazdım, ancak bir türlü doğru bir anlam bulamadım. “Meftah” kelimesi bana bir kapıyı açıyordu, ama o kapı hala tam olarak neyi gösteriyordu, ben çözemiyordum. O zaman içimde bir hayal kırıklığı oluştu; belki de kelimenin gerçekte hiçbir anlamı yoktu, belki de çok fazla beklentiye girmiştim. Ama işte tam o anda, o kelimeyi nasıl yazmam gerektiğini fark ettim.
Meftah: Bir Kelimenin Duygusal Yansıması
Bir sabah, yine yazmak için kağıdı ve kalemi aldım. O kadar çok yazmıştım ki, artık kelimenin her harfi üzerinde bir içsel bağ kurmuştum. “Meftah” artık sadece bir kelime değil, hayatımın bir parçasıydı. Bir yolculuktu, bir arayıştı. O yazı, yalnızca bir kelimenin doğru şekilde yazılmasından daha fazlasını barındırıyordu. Her harfin yazılması, her kelimenin içindeki duyguyu yeniden bulmamı sağlıyordu.
O an, “Meftah”ın nasıl yazıldığını, ne şekilde yazılması gerektiğini tamamen içimde hissettim. Her bir harf, hayatımda değişen ve her an dönüşen bir duyguyu yansıtıyordu. O kadar çok kalemle yazdım, o kadar çok sayfa değiştirdim ki, sonunda fark ettim ki, yazarken de, yaşarken de, doğru yolda olmak, yalnızca kelimenin anlamını değil, o anlamın bana ne hissettirdiğini de aramaktı.
Birkaç gün sonra, kelimenin içimde oluşturduğu o duygusal hıza tamamen uyum sağladım. “Meftah” artık bana sadece bir yazı gibi gelmiyordu. O kelime, kelimelerle anlatılamayan bir anlam taşıyordu. Kafamdaki ve kalbimdeki her şeyi ifade edebileceğim, en sonunda bulduğum kelimeydi. Şimdi, nasıl yazıldığını düşündüğümde, sadece yazım hatalarını değil, o kelimenin bana ne kadar derin bir anlam kattığını da hissedebiliyorum.
Sonuç: Meftah Nasıl Yazılır?
Meftah’ı yazarken öğrendiğim en önemli şey, doğru yazmanın, duyguyu anlamak ve hissetmekle başladığıydı. “Meftah nasıl yazılır?” sorusu, bir kelimenin ötesine geçip bir yolculuğa dönüşüyordu. O yolculuk, zaman zaman hayal kırıklığına, zaman zaman ise büyük bir heyecana dönüştü. Ama ne olursa olsun, sonunda bir şey öğrendim: Kelimeler, doğru yazıldıklarında, sadece bir anlam taşımazlar. Onlar, bir duyguyu, bir yolculuğu, bir hayatı anlatabilirler. Ve “Meftah” nasıl yazılır? Duygularını, yaşadıklarını ve arayışlarını doğru şekilde yazdığında, her şey kendiliğinden doğru olur.